
temiz türkçe
PROF. DR. OKTAY SİNANOĞLU'NDAN 'DİL' UYARISI:
Ünlü Fizikçi Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, Bir Milleti Yok Etmenin Yolunun O Milletin Dilini Unutturmaktan Geçtiğini
Belirterek, "1945'lerden Bu Yana Türkiye'de de Süren Bu Süreçte Sona Gelindi. Türkçe, Yüzde 50'si İngilizce
Olan Bir Dil Haline Getirildi. Üzerine Basa Basa Söylüyorum. Çok Yakında Türkiye'den Türkler'i Silecekler" Dedi.
Ünlü fizikçi Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, bir milleti yok etmenin yolunun o milletin dilini unutturmaktan geçtiğini
belirterek, "1945'lerden bu yana Türkiye'de de süren bu süreçte sona gelindi. Türkçe, yüzde 50'si İngilizce
olan bir dil haline getirildi. Üzerine basa basa söylüyorum. Çok yakında Türkiye'den Türkler'i silecekler" dedi.
Bursa Nilüfer Belediyesi tarafından, 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinlikleri kapsamında, Uludağ Üniversitesi
(UÜ) Fethiye Kültür Merkezi'nde Türkçe konferansı tertip edildi. Ünlü fizikçi Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu'nun
konuşmacı olarak katıldığı konferansı, CHP Bursa Milletvekili Mustafa Özyurt, Büyükşehir Belediyesi eski
başkanlarından Ekrem Barışık, Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve akademik çevreden çok sayıda
davetli izledi. 2 saat süren konferans, sunum ile başladı. Sunumu takiben Nilüfer Belediye Başkanı Bozbey,
etkinliğin önemine ilişkin bir açıklama yaptı.
Slayt gösterisinin ardından konuşmasına dilin bir milletin var olmasındaki önemine değinerek başlayan Prof. Dr.
Oktay Sinanoğlu, bir milleti yok etmenin yolunun o milletin dilini unutturmaktan geçtiğini söyledi. Bunun tarihte
Batılı devletler tarafından çeşitli milletler üzerinde defalarca uygulandığını belirten Prof. Dr. Sinanoğlu,
Fransa'nın 'Hatay'ı işgal ettiğinde' binlerce yıldır Türkçe eğitim veren Türk okullarındaki eğitim dilini Fransızca
olarak değiştirdiğini hatırlattı. Yine aynı şekilde Amerika'nın 60 milyon Kızıldereli'yi keserek onlara dilini
unutturduğunu söyleyen Sinanoğlu, Gambiya'dan da örnek verdi. Gambiya'nın 'ortasından nehir geçen' küçük
bir ülke olduğunu belirten Sinanoğlu, "Gambiya'nın bir tarafı İngilizler, diğer tarafı da Fransızlar tarafından
işgal edildi. Bunların burada ilk icraatları, dili değiştirmek oldu. İngilizler eğitim dili olarak İngilizce'yi, Fransızlar
da Fransızca'yı zorunlu hale getirdi. Çok değil bir nesil sonra, nehrin iki tarafındaki akrabalar birbirlerini
anlayamaz oldu" dedi.
Türkiye'de de 1945'lerden bu yana benzer çabanın sürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu,
Türkçe'nin yüzde 50'si İngilizce olan dil haline getirildiğini ifade etti. Türkiye'de eğitimin A'dan Z'ye sıfır
olduğunu öne süren Sinanoğlu, "Bizim millet İngilizler'den çok çekti. Bu milletin kuyusunu kazıyorlar. Milletleri
millet olmaktan çıkarıp, ruhsuz ve alışveriş düşkünü kalabalık haline getirmek istiyorlar. Bunun için uğraşıyorlar.
Türkiye'de eğitim, her yönüyle sıfırdır. Anaokulundan üniversiteye kadar sıfırdır. 1945'lerde start verilen bu
süreçte sona gelindi. Üzerine basarak söylüyorum. Çok yakında Türkiye'den Türkler'i silecekler" diye konuştu.
1935 doğumlu Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı ile 26 yaşında Amerikan
Yale Üniversitesi'nde doçent oldu. 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandıran
Prof. Dr. Sinanoğlu, modern üniversite tarihinin en genç profesörü olma unvanını elinde bulunduruyor.
Türkçe kullanımına uymayan
üyeler forumdan uzaklaştırılacaklardır.!!
Saygılarımla..temiz toplum
TÜRKİYEM, ANAYURDUM, SEBEBİM, ÇAREM!
Ben, kağnılarla yaylılarla büyüdüm geldim
Çocuk yüreğimi yakan türküler dinleye dinleye.
Mahzun kağnılarla, nazlı yaylılarınla
Ve tozlu yollarınla sevdim seni Türkiye!
O tezek topladığım kırlar, yaylalar...
Başına oturduğum, yemek yediğim atandır.
Türkiye'm, anayurdum, sebebim, çarem...
Taşına toprağına vurgunluğum bundandır...
Akşam karanlığıyla başlardı kurbağalar
Susar gökyüzü kadar, dinlerdim biteviye.
Gecemi besteleyen cırcır böceklerinle.
Kurbağa seslerinle sevdim seni Türkiye!
Bir Peygamber sofrasıydı soframız:
Biraz tandır ekmeği, biraz çökelik...
Yoksulluğunla da bağlandım kaldım sana
Mecnunlar gibi üstelik.
Yağmurlar başlayınca, odalarımız damlardı
Dizlerini döve döve ağlardı anam.
Şimdi kırkikindiler boyunca sırılsıklam
Küçük kerpiç evlerin çıkmaz aklımdan!
Türkiye'm! Hasretim! Kınalı türküm! ..
İçiçe güzellik, uç uca kahır
Yüreğimi bin parçaya bölseler
Her parçası yine seni çağrışır.